Memleketini sevmek mi zor, memleketten kaçmak mı kolay...

Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordu;

Memleketini sevmek mi zor, memleketten kaçmak mı kolay...
Memleketini sevmek mi zor, memleketten kaçmak mı kolay... Erkan Yılmaz

"Yav, siz burda nasıl yaşıyorsunuz..
Buranın nesini seviyorsunuz..?
Çok zor buna cevap vermek…
İnsan memleketini niye sever..
Başka çaresi yoktur da, ondan…
Amma biz biliriz ki; bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.
Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeri…
Amaaa… Dünyanın en güzel yerini sevmezsen de, orası dünyanın en güzel yeri değil…"

Duyuyoruz..:
"Artık burası yaşanmaz hale geldi…
Nefes alamaz oldum,
İlk fırsatta filanca veya falanca memlekete gideceğim…" 

Veya anketlerde açıklanır;
"Gençler huzursuz, mutsuz ve hep başka ülkeleri hayal eder haldeler… Yüzde bilmem ne kadar oranda yurtdışında yaşayacağım diyenler çıktı" gibi gibi…

Nereye gidiyorsun efendi…
Neyi bihakkın yaptın da; "bunca şey yaptım, bu kadar mücadele ettim,  direndim ama yine de ülkemde hayat hakkım olmadı ve gideceğim" diyebiliyorsun.

Neyin mücadelesini verdin; limitleri zorlarcasına…
Şikayet ettiğin hangi konuda cansiperane direndin, bedel ödedin ama sonuç elde edemedin…
İktidardan mı şikayetçisin,
Yoksa sosyolojiden mi,
Veyahut da iklimin değişmesinden mi…
Peki sordun mu kendine hiç; şikayet ettiğim konularla ilgili gerçek bir mücadele verdim mi,
Üzerime düşeni yaptım mı,
Artık bütün yollar kapandı mı, diye…
Sanmıyorum…
Ama unutma ki, unutsan da zaten göreceksin ki; nereye gidersen git; dönüp dolaşıp geleceğin yer; başladığın noktadır…

Yani kürkçü dükkanı,
Yani, yine ve yeniden burası; beğenmeyip gittiğin kendi memleketin…
Vizontele filminde Belediye Reisi Nazmi Doğan'ın dediği gibi;
Başka çaren yoktur; memleketin burasıdır ve seveceksin.
Kötüyse gidişat; çabalayacak, çırpınacak, mücadele edeceksin,
Nefes alamıyorsan; havayı değiştirecek veya akciğerini düzelteceksin,
Yok öyle; "iktidarı sevmiyorum, devletin tarzına karşıyım" diyerek kaçıp gitmek…
Dene yenil, yine dene yine yenil,
Sakın pes etme,
Gerekirse öl ama kaçma, kaçmayı düşünme, başka düşlere girme…
Burası senin memleketin…
Başın alıp gideceksen de; gideceğin sadece başka bir şehir…
Ama gittiğin yer, memleketin olsun…
Okumadın mı Nazım Hikmet’in şiirlerini, mektuplarını…
Gözlerin dolmadı mı; memleket hasretine..
İşgal sonrası atalarımız manda ve himaye kabul ettiler mi…
İngiliz'e, Fransız'a, Yunan'a bu memleketi verdiler mi…
Hem de canları pahasına…
Ama şimdi sen; bu toprağın insanlarını veriyorsun; dün bu toprakları isteyenlere…
Ama eğer yine de gidersen…
Gittiğin yerde de müttehem ve ikincilleştirici bakışlara muhatap olacaksın.
Neden mi..?
Çünkü o bakışlar hep ve daima; "neden geldin ki…" diye soracak.
Sen de; "memleketimde şu yoktu, bu yoktu, iktidar böyleydi, devlet şöyleydi…" gibi gibi izaha çalışacaksın.
Aslında yaptığın izah değil; acziyetinin izharıdır.
Elin oğlu; "yazık, yazık… mücadele bile edememiş de kaçmayı tercih etmiş.." diyecek ve sığıntı muamelesi göstermeye devam edecektir.

Sev sev..; memleketini sev..
Yok başka çaren…
Ya sev, ya terket…" sözüne inat,
Sevmesen de sev,
Zorlansan da kal,
Kazanamasan da, mücadele et…
Çünkü burası memleketindir…
Asla ve asla unutma ki; “bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir…”
memleket sevdası erkan yılmaz haber oku memleket vatan vatandan kaçmak terketmek kolaycılık
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rusya’da nesli tükenmekte olan kaplana araba çarptı
Rusya’da nesli tükenmekte olan kaplana araba çarptı
Yemen'de koalisyona ait savaş uçağı düştü
Yemen'de koalisyona ait savaş uçağı düştü
Bingöl’de otobüs şoföründen örnek davranış
Bingöl’de otobüs şoföründen örnek davranış