Sonsuzluk ve Bir Gün

İnsan, yaşamın yoğunluğu arasında kimi zaman kendini kaybederken kimi zaman var olan yaşamını anlamlandırma mücadelesi içine girer. Anlamlandırma mücadelesi ile savaşmaya, savaşırken yoğrulmaya çalışır.

Sonsuzluk ve Bir Gün
Sonsuzluk ve Bir Gün Figen Çağla Koptekin

İnsan, zamanın geniş sahnesinde kimi zaman alan dışı kalarak savrulmaya başlar. Bu savruluş bazen alan dışı kalınan oyuna geri dönme fırsatı yaratırken, bazen oyunu tekrardan gözden geçirmemize olanak sağlar.

Herkesin hayatının derin noktalarına temas eden, her daim hatırasında yer alan bir filmi vardır.

Filmler çoğu zaman hayatımızı şekillendirmede, yeni yol arayışlarımızda, geçmiş kaçışlarımıza, geleceğe göz kırpmamıza yani; bir şeylerin bilincine varmamızı sağlayan, bizleri harekete geçiren uyarıcı yapımlardır.

Her film insan hayatına dair belirli izler taşır, kimi zaman yeni izler oluşturur.

Yani baş ucu kitabı gibi… 

Herkesin bir gün sahnelerine tekrar dönmek istediği, müziğini yeniden keşfe çıktığı bir baş ucu filmi vardır.

İşte tam da bunları düşünürken, aklıma Altın Palmiye Ödüllü, Yunan yönetmen Theo Angelopoulos’un üstün sanat anlayış ile yorumladığı kült filmi ‘Sonsuzluk ve Bir gün’ geliyor. 

Sonsuzluk Ve Bir Gün…

Filmin konusu basit, içinde hiçbir zorlamayı barındırmamaktadır. Film, ölümcül bir hastalığa yakalanan ünlü bir yazar Alexander’ın son gününü yaşarken geçmiş ve geleceği ile ilgili sorularını ele alır. 

Alexander, zihnindeki perdelerden tek tek geçerek geçmişini keşfetmeye çıkar. Sonsuzmuşçasına yaşadığı hayatının bir gün ile sınırlı olduğunu anlayınca yeni sorular, kimi zaman eski soruların getirdiği yeni anlamlar ile kendini bulur. 

Kalan son gününde hayata tutunuşuna yer yer Eleni Karaindrou’un sonsuzluğun ve keşkelerin ağırlığını hissettiren, yürek burkan ezgilerinin barındırdığı müziği eşlik eder..

Alexsander’ın;
'Bir gün ne kadar sonsuz olabilir?
Yarın nedir?
Yarın ne kadar sürecek?' derken,

Eleni’nin:
‘İki kitap arasında, seni çalmaya çalışıyorum. Hayatın yakınımızdan geçiyor, kızınla benim yakınımızda… Ama asla bizimle değil. Biliyorum, bir gün gideceksin. Gözlerinde uzak rüzgarlar esiyor. Ama bugün, bu günü bana ver… sanki son günmüş gibi...’ demesiydi film.

Zamanın içinde kalmak ve zamana hoşçakal demek zorunda olanların hikayesi, yani biraz herkesin hikayesiydi…

2012 yılında filmin yönetmeni Theo Angelopoulos’u kaybederken, geçtiğimiz hafta filmin diğer sayfası Alexsander’ı yani Bruno Ganz’ı kaybettik. Aramızdan sessiz sedasız ayrılırken  kendimi yeni keşmekeşler ile buldum. Filmi, müziklerini, anlamlandırmaya çalıştırdığı şeyleri tekrardan keşfettim. Beni en derin etkileyen sahneden yola çıkarsak…

Ne diyordu ?
‘Neden, anne…
Neden hiçbir şey beklendiği gibi olmadı?
Neden?
Neden çürüyüp gider insan… Sessizce…
Acıyla ihtiras arasında parçalanarak?
Neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde ?
Neden?
Söyle bana Anne…
İnsan neden bilmez nasıl seveceğini?’



Sevgiyi bulduğunuzda kaybetmemeniz, sonsuz bir günmüşçesine yaşamanız ümidiyle...




Kaynak: OGÜNHaber

figen çağla koptekin son dakika haberler köşe yazısı sonsuzluk ve bir gün filmi
Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YSK iptal dedi; İstanbul seçimi sil baştan..
YSK iptal dedi; İstanbul seçimi sil baştan..
Takımda, tepeden tırnağa değişim zamanı..
Takımda, tepeden tırnağa değişim zamanı..